Dublin 18 Aya Uzatma: Kaçak Sayılma Şartları

~9 dakikalık okuma

Dublin III Tüzüğü (AB 604/2013) kapsamında sığınma başvurusu yapan bireyler için süreç, bazen beklenenden daha uzun ve karmaşık olabilir. Özellikle, bir başka Üye Devlete transferi kararlaştırılan bir kişinin bulunamaması veya ilgili devlete gitmekten kaçınması durumunda devreye giren "kaçak sayılma" ve bununla bağlantılı 18 aylık transfer süresi uzatımı, tüzüğün önemli ama çoğu zaman yanlış anlaşılan yönlerinden biridir. Bu rehber, Dublin III Tüzüğü'nün 29. maddesi başta olmak üzere ilgili hükümleri çerçevesinde, bir sığınmacının ne zaman "kaçak" sayılacağını, bunun hukuki sonuçlarını ve bu özel transfer süresi uzatımının detaylarını ele almaktadır.

Dublin Transfer Süreçlerinde Temel Süreler ve İstisnalar

Dublin III Tüzüğü, sığınma başvurusunun incelenmesinden sorumlu Üye Devleti (sorumlu Üye Devlet) belirlemek için bir dizi kriter sunar. Bu kriterlerin uygulanması sonucunda, bir Üye Devletin başka bir Üye Devlete sığınmacıyı transfer etme yetkisi doğabilir. Tüzüğün 29. maddesi, bu transferlerin belirli süreler içinde gerçekleşmesi gerektiğini açıkça belirtir. Normal şartlar altında, sığınmacının transfer edileceği devletin onay vermesinden sonra transfer işleminin altı ay içinde tamamlanması gerekir (Madde 29(1)).

Ancak tüzük, bu altı aylık sürenin belirli koşullar altında uzatılabileceğini öngörmektedir. En yaygın uzatma sebepleri arasında sığınmacının tutuklanması (12 aya kadar uzatma) ve sığınmacının "kaçak" sayılması (18 aya kadar uzatma) yer alır. Bu rehber, özellikle ikinci duruma, yani "kaçak sayılma" haline ve bunun transfer süresini 18 aya kadar uzatmasına odaklanmaktadır.

Bir Sığınmacının "Kaçak" Sayılma Şartları (Dublin III Tüzüğü Madde 29(2))

Dublin III Tüzüğü'nün 29. maddesinin 2. fıkrası, transfer süresinin uzatılmasına ilişkin temel hükmü içermektedir. Bu maddeye göre, transferin gerçekleşeceği Üye Devletin transferi kabul etmesinden itibaren altı aylık süre içinde sığınmacının kaçması durumunda, transfer süresi 18 aya kadar uzatılır. Ancak burada "kaçma" kavramının tüzük kapsamında ne anlama geldiği ve hangi şartlarda bir kişinin "kaçak" sayılabileceği detaylıca incelenmelidir.

Tüzük, "kaçak" terimini doğrudan tanımlamaz ancak bu durumun oluşması için belirli eylemlerin veya eylemsizliklerin mevcut olması gerektiğini ABAD kararları ve yorumlar ışığında anlamaktayız. Genel olarak, bir sığınmacının kaçak sayılması için yerine getirilmesi gereken temel şartlar şunlardır:

  1. Transfer Kararının Tebliğ Edilmiş Olması: Sığınmacının, transfer edileceği sorumlu Üye Devletin transferi kabul ettiğine dair kararın kendisine usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş olması gerekmektedir. Karardan haberdar olmayan bir kişinin "kaçması" hukuken mümkün değildir. Tebliğ, sığınmacının anlayabileceği bir dilde veya bir tercüman aracılığıyla yapılmalı ve hukuki sonuçları açıkça açıklanmalıdır.

  2. Sorumlu Ülkeye Transfer Edilmekten Kaçınma Amacı: Sığınmacının, transfer kararından haberdar olmasına rağmen, sorumlu Üye Devlete transfer edilmekten kaçınmak amacıyla kendi ikamet yerinden veya yetkililerin denetiminden ayrılmış olması gerekir. Bu, sadece adresini değiştirmekten öte, yetkililerle iletişimi kasıtlı olarak kesmek, tebligatları almaktan imtina etmek veya kendisini yetkililer için erişilemez kılmak gibi davranışları kapsar.

  3. Yerinin Tespit Edilememesi: Yetkili makamların, makul çabalar sarf etmelerine rağmen sığınmacının yerini tespit edememesi gerekmektedir. Bu, sadece sığınmacının ortadan kaybolması değil, aynı zamanda yetkililerin kendisini bulmak için yeterli ve uygun adımları atmış olması anlamına gelir. Örneğin, sığınmacının beyan ettiği adreslere tebligat gönderme, ilgili kayıtları kontrol etme veya güvenlik birimlerinden yardım isteme gibi adımlar bu kapsamda değerlendirilebilir. ABAD, C-220/22 P ve S davalarında (2023), üye devletlerin “makul ve orantılı çabalar” göstermesi gerektiğini vurgulamıştır.

  4. Kasıtlı Bir Eylem: Kaçak sayılma durumu genellikle sığınmacının kasıtlı bir eylemi veya ihmali sonucunda ortaya çıkar. Sığınmacının iradesi dışında oluşan bir durum (örneğin, mücbir sebep, sağlık sorunları nedeniyle hastaneye yatma) nedeniyle yerinin tespit edilememesi, kural olarak "kaçak" olarak değerlendirilmemelidir. Önemli olan, kişinin transferden kaçınma niyetiyle hareket etmesidir. ABAD'ın C-578/16 (A.S. ve S.M.) kararı (2017), bir kişinin yetkililerle iletişimi kasıtlı olarak kesmesi durumunda kaçak sayılabileceğini, ancak bir adrese tebligat yapılamamasının tek başına yeterli olmadığını belirtmiştir.

ABAD Kararları Işığında Kaçak Sayılma Kriterleri

Avrupa Adalet Divanı (ABAD), Dublin III Tüzüğü'nün 29. maddesinin 2. fıkrasının yorumlanmasında önemli kararlar almıştır. Bu kararlar, ulusal mahkemelere yol gösterici niteliktedir ve "kaçak" tanımının sınırlarını belirler.

  • C-648/11 N. S. ve Diğerleri Kararı (2014): Bu karar doğrudan Dublin II Tüzüğü ile ilgili olsa da, genel ilke olarak, bir sığınmacının yerinin bilinmemesinin her zaman kaçak sayılmak için yeterli olmadığını belirtmiştir. Kaçak sayılmak için, kişinin yetkililerle kasıtlı olarak iletişimi kesme veya kendini yetkililerin ulaşamayacağı bir duruma sokma niyetinin olması gerektiği yorumu buradan çıkarılabilir.

  • C-578/16 A.S. ve S.M. Kararı (2017): Bu karar, 29. maddenin 2. fıkrasındaki "kaçak" terimini yorumlamıştır. ABAD, bir sığınmacının Dublin transfer kararından haberdar edildikten sonra, ilgili makamlarla iletişimi kasıtlı olarak kesmesinin ve böylece makamların kendisini bulmak ve transfer etmek için makul çabalar sarf etmesini engellemesinin, "kaçak" olarak değerlendirilmek için yeterli olabileceğini belirtmiştir. Ancak bu kararda, sadece bir adreste tebligat yapılamamasının veya posta yoluyla gönderilen bir mektubun geri dönmesinin tek başına kaçak sayılmak için yeterli olmadığına dikkat çekilmiştir. Makamların sığınmacının yerini tespit etmek için "makul ve orantılı çabalar" göstermesi gerekliliği vurgulanmıştır. Bu karara göre, bu çabalar, ulusal mevzuat tarafından öngörülen bildirim usullerini içerebilir ve sığınmacının durumu hakkında bilgisi olan diğer kurumlarla işbirliği yapmayı da içerebilir.

  • C-220/22 P ve S Kararı (2023): Bu karar, 29. madde 2. fıkrasında yer alan "kaçak" kavramının yorumunu yinelemiştir. Mahkeme, Üye Devletlerin sığınmacının kaçak olduğunu kanıtlamak için yalnızca transfer kararını tebliğ etmelerinin yeterli olmadığını, aynı zamanda sığınmacının yerini tespit etmek ve transferi gerçekleştirmek için "makul ve orantılı" çabalar gösterdiklerini de ispatlamaları gerektiğini vurgulamıştır. Sığınmacının kendi rızasıyla bildirdiği adresinden ayrılması ve yetkililerle iletişimi kesmesi durumunda bile, yetkililerin, bu kişinin gerçekten transferden kaçınma niyetiyle mi hareket ettiğini veya başka geçerli bir nedeni olup olmadığını araştırmak için çaba göstermesi beklenir.

Bu kararların ışığında, bir kişinin kaçak sayılması, üye devletlerin tek taraflı bir beyanıyla değil, somut delillere ve makul çabalara dayanan, hukuka uygun bir değerlendirme süreci sonucunda gerçekleşmelidir.

18 Aylık Transfer Süresi Uzatımının Başlangıcı ve Sonu

Sığınmacının kaçak sayılması durumunda, transfer süresi 18 aya uzatılır. Bu 18 aylık sürenin başlangıcı ve bitişi de büyük önem taşır:

  • Başlangıç Tarihi: Transfer süresinin uzatılması için 18 aylık sürenin başlangıcı, Dublin III Tüzüğü Madde 29(2) gereğince, sığınmacının sorumlu Üye Devletin transferi kabul etmesinden sonra "kaçtığı" tarihten itibaren başlar. Bu tarih, yetkili makamların sığınmacının artık tespit edilemediğini ve kaçak durumuna geçtiğini belirlediği tarih olarak kabul edilir. Bu durum, genellikle sığınmacının ikamet ettiği adreste bulunamadığı, yetkililerin iletişime geçme girişimlerinin sonuçsuz kaldığı ve bu durumun kayıt altına alındığı tarihle başlar.

  • Bitiş Tarihi: 18 aylık süre, bu başlangıç tarihinden itibaren işlemeye başlar ve 18 ayın sonunda otomatik olarak sona erer. Eğer bu 18 aylık süre içinde sığınmacı bulunup transfer edilemezse, o sığınmacının başvurusunun incelenmesinden sorumlu Üye Devlet, transferi talep eden Üye Devlet (ilk başvuru yapılan devlet) olur (Madde 29(2)). Yani, sığınmacı bu süre sonunda artık "kaçak" statüsünde olsa bile, transfer yetkisi talep eden Üye Devlete geri döner ve o devlet başvuruyu esas bakımından incelemekle yükümlü hale gelir.

Bu durum, sığınmacılar için önemli bir koruma mekanizmasıdır. Zira devletler, bir sığınmacının "kaçak" olması durumunda bile, süresiz olarak transfer etme hakkına sahip değillerdir. Transfer süresi, belirli bir zaman dilimiyle sınırlıdır ve bu sürenin aşılması durumunda sorumluluk ilk başvuru yapılan devlete geçer.

Kaçak Sayılmanın Hukuki Sonuçları

Bir sığınmacının Dublin III Tüzüğü kapsamında "kaçak" sayılmasının bazı hukuki sonuçları bulunmaktadır:

  1. Transfer Süresinin Uzaması: En belirgin sonuç, yukarıda da belirtildiği gibi, transfer için belirlenen 6 aylık sürenin 18 aya çıkmasıdır. Bu, ilgili Üye Devlete sığınmacıyı bulmak ve transferi gerçekleştirmek için ek zaman tanır.

  2. Sığınmacının Menfaatleri Üzerine Etkisi: Kaçak sayılma durumu, sığınmacının yasal statüsü üzerinde olumsuz bir etki yaratabilir. Örneğin, bazı Üye Devletlerde, kaçak durumda olan sığınmacılar, barınma, maddi yardım veya diğer sosyal haklara erişimlerini kaybedebilirler. Ancak, sığınma başvurusunun kendisi bu durumdan doğrudan etkilenmez; yani başvuru kendiliğinden reddedilmez.

  3. Gözaltı Riski: Bir sığınmacı kaçak sayıldıktan sonra bulunması durumunda, transferi sağlamak amacıyla gözaltına alınma riskiyle karşı karşıya kalabilir (Dublin III Tüzüğü Madde 28). Gözaltı, orantılılık ilkesine uygun olmalı ve ancak transferden kaçma riski veya kamu düzenini tehdit etme gibi belirli şartlar altında uygulanabilir. Bu, "kaçma riski" kavramının Dublin III Tüzüğü Madde 2(n)'de tanımlandığı şekliyle değerlendirilmelidir.

  4. Hukuki Destek ve Bilgilendirme Hakkı: Kaçak sayılma durumuyla karşı karşıya kalan bir sığınmacının hukuki destek alma ve hakları hakkında bilgilendirilme hakkı devam etmektedir. Özellikle, transfer kararının ve kaçak sayılma durumunun tebliği usulüne uygun yapılmalı ve sığınmacının itiraz etme hakları açıkça belirtilmelidir.

2026'da AMMR'ye Geçişin Potansiyel Etkisi

Avrupa Birliği, Sığınma ve Göç Yönetimi Paktı (AMMR - Asylum and Migration Management Regulation) ile Dublin sistemini reforme etmeyi hedeflemektedir. Bu yeni düzenleme 2026 yılında yürürlüğe girecektir. AMMR, Dublin sistemindeki bazı temel prensipleri korurken, dayanışma mekanizmalarını güçlendirmeyi ve sürecin verimliliğini artırmayı amaçlamaktadır.

AMMR taslağında, "kaçak" kavramı ve transfer süreleri üzerindeki etkileriyle ilgili belirli değişiklikler öngörülmektedir. Özellikle, transfer sürelerinin daha kesin hale getirilmesi ve kaçak durumuna ilişkin uygulamaların daha standardize edilmesi beklenmektedir. Ancak, temel mantık – yani bir kişinin yetkililerle işbirliği yapmaması durumunda transfer süresinin uzaması – muhtemelen korunacaktır. AMMR'nin getireceği detaylı değişiklikler, yürürlüğe girdiğinde ve uygulanmaya başlandığında daha net anlaşılacaktır. Mevcut Dublin III tüzüğündeki 18 aylık sürenin korunup korunmayacağı veya farklı bir mekanizmanın getirilip getirilmeyeceği ilerleyen süreçte netleşecektir. Ancak temel amaç, sığınmacıların bir Üye Devlete transferini sağlayarak sistemin işleyişini sürdürmektir.

Sonuç

Dublin III Tüzüğü kapsamındaki 18 aylık transfer süresi uzatımı, bir sığınmacının "kaçak" sayılması durumunda devreye giren özel bir düzenlemedir. Bu durumun ortaya çıkabilmesi için sığınmacının transfer kararından haberdar edilmiş olması, sorumlu Üye Devlete transfer edilmekten kaçınma niyetiyle hareket etmesi ve yetkili makamların makul çabalarına rağmen yerinin tespit edilememesi gibi bir dizi şartın bir arada bulunması gerekir. ABAD kararları, bu şartların yorumlanmasında ve uygulanmasında üye devletlere yol gösterici niteliktedir ve keyfi uygulamaların önüne geçmeyi amaçlar.

Sığınmacılar için, Dublin prosedürü sürecinde yetkililerle düzenli iletişimi sürdürmek, adres değişikliklerini bildirmek ve tebligatları takip etmek büyük önem taşır. Aksi takdirde, "kaçak" statüsüne düşerek transfer sürelerinin uzaması ve dolayısıyla sürecin belirsizliğinin artması gibi olumsuz sonuçlarla karşılaşabilirler. Bu karmaşık süreçte hukuki danışmanlık almak, hakların korunması ve sürecin doğru yönetilmesi açısından hayati önem taşır.


Sık Sorulan Sorular

S1: Bir sığınmacı ne zaman "kaçak" sayılır?

Cevap: Bir sığınmacı, kendisine Dublin transfer kararının usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesinden sonra, sorumlu Üye Devlete transfer edilmekten kaçınmak amacıyla yetkililerle iletişimi kasıtlı olarak kestiğinde ve yetkili makamların makul çabalarına rağmen yerini tespit edemediğinde "kaçak" sayılabilir. Bu, sadece adresini değiştirmekten öte, yetkililerden kasıtlı olarak saklanma niyetiyle hareket etmeyi gerektirir.

S2: Kaçak sayılmam durumunda transfer süresi ne kadar uzar?

Cevap: Dublin III Tüzüğü Madde 29(2) uyarınca, eğer bir sığınmacı kaçak sayılırsa, normal 6 aylık transfer süresi 18 aya kadar uzar. Bu 18 aylık süre, sığınmacının kaçak durumuna geçtiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

S3: 18 aylık süre bittikten sonra ne olur? Transfer edilme riskim tamamen ortadan kalkar mı?

Cevap: Eğer 18 aylık süre içinde sığınmacı bulunup transfer edilemezse, o sığınmacının başvurusunun incelenmesinden sorumlu Üye Devlet, transferi talep eden Üye Devlet (yani sığınmacının ilk başvuru yaptığı devlet) olur. Bu durumda, sığınmacı artık transfer riski altında değildir ve başvurusu ilk başvurduğu devlet tarafından esastan incelenmelidir.

S4: Kaçak sayılmam durumunda hukuki haklarım nelerdir?

Cevap: Kaçak sayılmanız durumunda da hukuki haklarınız devam eder. Transfer kararının ve kaçak sayılma durumunun size usulüne uygun tebliğ edilmesi ve bu kararlara itiraz etme hakkınızın olması gerekir. Ayrıca, hukuki danışmanlık alma ve gerekli bilgilendirmeyi alma hakkınız da bulunmaktadır. Bu durum, sığınma başvurunuzun esastan incelenme hakkınızı ortadan kaldırmaz, ancak belirli sosyal haklara erişiminizi veya gözaltı riskinizi etkileyebilir.

S5: Yerimi yetkililere bildirmem durumunda kaçak statüsünden çıkar mıyım?

Cevap: Evet, eğer kaçak sayıldıktan sonra yetkililerle yeniden iletişime geçer ve yerinizi bildirirseniz, kaçak statüsünden çıkarsınız. Bu durumda, transfer süresi yeniden normal 6 aylık süreye dönebilir veya durumunuza göre mevcut transfer süresi içinde transferiniz gerçekleştirilebilir. Önemli olan, yetkililerle işbirliği içinde olmanız ve Dublin prosedürüne uygun hareket etmenizdir.


Önemli Not: Bu makalede yer alan bilgiler genel bilgilendirme niteliğinde olup, hukuki tavsiye teşkil etmez. Dublin prosedürleri karmaşık olabilir ve kişisel durumunuza özel hukuki tavsiye almak için yetkili bir avukata veya danışmana başvurmanız önerilir.