Çekya, Slovakya ve Slovenya Transferleri

~8 dakikalık okuma

Bu makale, Dublin III Tüzüğü (AB 604/2013) kapsamında özellikle Çekya, Slovakya ve Slovenya'ya yapılan veya bu ülkelerden kaynaklanan sığınmacı transferlerini ve bu süreçlerde karşılaşılan özel durumları ele almaktadır. Genel Dublin III mekanizmasının detaylarına girmekten ziyade, bu üç ülkenin sistem içindeki konumları, uygulamaları ve ilgili yasal kararlar üzerinden odaklanmaktadır.

Dublin III Tüzüğü'nün Temel İşleyişi ve Çekya, Slovakya, Slovenya Bağlamı

Dublin III Tüzüğü, Avrupa Birliği üye devletleri, Norveç, İzlanda, Lihtenştayn ve İsviçre arasında, uluslararası koruma başvurularının incelenmesinden sorumlu devleti belirleyen mekanizmayı tanımlar. Temel amaç, bir başvuranın birden fazla üye devlette sığınma talebinde bulunmasını engellemek ve her başvurunun tek bir devlet tarafından adil ve etkin bir şekilde incelenmesini sağlamaktır. Tüzük'ün 3. maddesi, sorumluluğun belirlenmesi için hiyerarşik bir dizi kriter sunar: aile birleşimi, vize veya oturma izni, yasa dışı giriş gibi.

Çekya, Slovakya ve Slovenya, AB üyesi olarak Dublin sisteminin tam parçasıdır. Bu ülkeler, coğrafi konumları gereği genellikle "ilk giriş ülkesi" olmaktan ziyade, Schengen Bölgesi içinde ikincil hareketlilikten sonra başvuru yapılan veya diğer ülkelerden transfer edilmek istenen kişiler için varış ülkesi veya transit ülke konumunda olabilmektedir. Özellikle Balkan rotası üzerindeki Slovenya, "ilk giriş" kriteri açısından önem arz edebilirken, Çekya ve Slovakya daha çok diğer AB ülkelerinden gelebilecek ikincil hareketlilik nedeniyle Dublin transferleriyle karşılaşmaktadır.

Sorumluluğun Belirlenmesi ve Süreçler

Dublin III Tüzüğü'nün 21. maddesi, bir üye devletin diğer bir üye devlete sorumluluk devralması için talep gönderme usulünü düzenler. Bu talep genellikle başvuranın parmak izlerinin EURODAC sisteminde eşleşmesi sonucu veya başvuranın beyanları doğrultusunda yapılır. Çekya, Slovakya veya Slovenya'ya yapılacak bir transferde, transferi talep eden ülke, Tüzük'ün 22. maddesi uyarınca talep mektubu gönderir. Sorumlu olduğu iddia edilen ülke (Çekya, Slovakya veya Slovenya), bu talebi 25. madde uyarınca 2 hafta içinde kabul veya ret etmelidir. Transferin gerçekleşmesi durumunda, 29. madde uyarınca transferin kabul edildiği tarihten itibaren 6 ay içinde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu süre bazı durumlarda uzatılabilir (örn. kaçış durumunda 18 aya, hapis durumunda 12 aya).

Örneğin, Almanya'ya sığınma başvurusunda bulunan bir kişinin parmak izleri EURODAC'ta Çekya'da daha önce giriş yaptığını gösteriyorsa, Almanya Çekya'ya transfer talebinde bulunabilir. Benzer şekilde, Slovenya'da uluslararası koruma başvurusunda bulunmuş bir kişinin, bir AB ülkesinden vize alarak yasal yollarla Slovenya'ya girmesi halinde, o vizeyi veren ülke sorumlu hale gelebilir.

Kabul Edilebilirlik ve Güvenli Ülke Prensibi

Dublin sistemi, üye devletlerin sığınma başvurusunun esasını incelemekle sorumluluğu devrettiği ülkenin, başvuranın insan haklarına saygı göstereceğini ve uluslararası koruma standartlarını uygulayacağını varsayar. Ancak bu varsayım kesin değildir ve "kabul edilemezlik" (non-refoulement) ilkesi gereğince, başvuranın yaşamına veya özgürlüğüne yönelik ciddi bir riskin bulunduğu durumlarda transferler durdurulabilir.

Dublin III Tüzüğü'nün 3. maddesinin 2. fıkrası, üye devletlerin diğer bir üye devletin Dublin sistemindeki eksiklikleri nedeniyle bireyin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve AB Temel Haklar Şartı kapsamındaki temel haklarının ihlal edilme riski taşıdığına dair önemli gerekçeleri olması durumunda, sorumluluk kriterlerinin uygulanmamasını ve başvurunun kendisi tarafından incelenmesini öngörür. Bu, özellikle "sistemsel eksiklikler" (systemic flaws) olarak bilinen durumları kapsar.

Avrupa Adalet Divanı (ABAD) Kararları ve Çekya, Slovakya, Slovenya

ABAD, Dublin III sisteminin yorumlanmasında kilit bir rol oynamaktadır. Temel hakların ihlal edildiği iddialarıyla ilgili olarak ABAD ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları, transfer edilecek ülkenin sığınma sistemi hakkında önemli içtihatlar oluşturmuştur.

  • Taricco kararı (C-105/14): Bu karar doğrudan Dublin ile ilgili olmasa da, AB hukukunun yorumlanmasında ulusal mahkemelerin rolünü ve Avrupa hukukunun üstünlüğünü vurgulayarak, Dublin yargılamalarında ulusal mahkemelerin içtihatları uygulamasını gerektiren genel bir çerçeve sunar.

  • C-578/16 PPU, C-360/16 PPU ve C-213/19 kararları: Bu kararlar, Dublin sisteminde sığınmacıların insan haklarının korunması gerektiği konusunda ABAD'ın tutumunu pekiştirmiştir. Özellikle A.S. v Slovenia (C-360/16 PPU) davası, Slovenya'nın Dublin transferleri bağlamında başvuranın savunma haklarına riayet etme yükümlülüğünü vurgulamıştır. ABAD, bir üye devletin, diğer bir üye devletin sığınma prosedürlerindeki veya alım koşullarındaki olası ciddi aksaklıklardan haberdar olması halinde, bu aksaklıkların bireysel olarak başvuran üzerinde neden olabileceği ciddi bir tehlikeyi araştırması gerektiğini belirtmiştir.

  • A.S. v. Hungary (C-490/16): Bu karar doğrudan Çekya, Slovakya veya Slovenya ile ilgili olmasa da, ABAD'ın, bir sığınmacının temel haklarının ciddi şekilde ihlal edildiğine dair somut gerekçeler sunulduğunda, üye devletlerin sorumluluk devretme talebini reddetmeleri gerektiğini veya başvuranın durumunu bizzat incelemeleri gerektiğini açıkça belirtmiştir. Bu ilke, Dublin transferlerinin her durumda otomatik olarak gerçekleşmediğini göstermektedir.

Şu ana kadar, ABAD veya AİHM tarafından Çekya, Slovakya veya Slovenya'nın genel sığınma sisteminde, Yunanistan veya Macaristan'daki gibi "sistemsel eksiklikler" olduğuna dair geniş çaplı ve bağlayıcı bir karar bulunmamaktadır. Bu, genellikle bu üç ülkeye yapılan transferlerin, bireysel ve somut koşullara dayalı itirazlar haricinde, yasal olarak mümkün olduğu anlamına gelir. Ancak bu durum, bireysel başvuranların özel durumlarında (örneğin, sağlık sorunları, savunmasızlık durumları) veya bu ülkelerin sığınma sistemlerinde gelecekte ortaya çıkabilecek değişiklikler nedeniyle transferlerin durdurulamayacağı anlamına gelmez. Örneğin, Dublin III Tüzüğü'nün 17. maddesi uyarınca, bir üye devlet insani nedenlerle veya aile birleşimi nedenleriyle sorumluluğu devralma hakkına sahiptir ("egemenlik maddesi").

Çekya, Slovakya, Slovenya'nın Uygulamaları

Bu ülkeler, AB üyesi olmaları nedeniyle Dublin III Tüzüğü'nü ulusal hukuklarına aktarmışlardır ve uygulamaları genel olarak Tüzük hükümlerine uygun seyretmektedir. Ancak, prosedürel farklılıklar veya belirli uygulamalar nedeniyle itirazlar ortaya çıkabilir:

  • Çekya: Geçmişte, sığınmacıların alım koşulları ve prosedürlerine ilişkin bazı eleştiriler almıştır. Ancak, genel olarak Dublin transferleri için "güvenli ülke" olarak kabul edilmektedir. Hukuk yolları, ulusal mahkemeler aracılığıyla kullanılabilmektedir.
  • Slovakya: Sığınma sisteminin kapasitesi ve entegrasyon politikaları zaman zaman tartışma konusu olmuştur. Ancak, sistemsel bir ihlal kararı bulunmamaktadır.
  • Slovenya: Özellikle Balkan rotası üzerinde olması nedeniyle "ilk giriş" ülkesi olarak sorumluluğu sıkça gündeme gelmektedir. A.S. v. Slovenia kararı, Slovenya'nın Dublin süreçlerindeki prosedürel yükümlülüklerini hatırlatmıştır. Slovenya, AB sığınma standartlarını uygulamaya özen göstermekle birlikte, artan sığınmacı akınları karşısında zaman zaman kapasite zorlukları yaşayabilmektedir.

Her üç ülkede de, transfer kararına karşı itiraz hakkı bulunmaktadır. Bu itirazlar genellikle idari mahkemelerde incelenir ve başvuranlar yasal temsil desteği alma hakkına sahiptir. İtiraz süreci genellikle transferin askıya alınması etkisine sahiptir (askıya alma etkisi - suspensive effect), yani itiraz sonuçlanana kadar transfer gerçekleştirilemez.

Savunmasız Kişilerin Durumu

Dublin III Tüzüğü, özellikle savunmasız kişiler için özel hükümler içermektedir. Özellikle, çocukların (refakatsiz küçükler dahil) ve engelli kişilerin, sağlık sorunları olanların veya işkence mağdurlarının özel ihtiyaçları göz önünde bulundurulmalıdır. Tüzüğün 6. maddesi, çocukların üstün yararı ilkesini vurgular. Örneğin, refakatsiz bir küçük, AB'deki akrabasının bulunduğu ülkeye transfer edilebilir.

Bir başvuranın ağır sağlık sorunları varsa veya özel bir tedaviye ihtiyacı varsa ve bu tedavinin transfer edileceği ülkede (Çekya, Slovakya, Slovenya) mevcut olmadığına dair somut kanıtlar sunulursa, transfer kararı iptal edilebilir veya sorumluluk devralan ülke tarafından geri çekilebilir. Bu tür itirazlar, detaylı tıbbi raporlar ve transfer edilecek ülkedeki sağlık sisteminin kapasitesine dair karşılaştırmalı bilgiler gerektirir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Kararları

AİHM, Dublin transferlerinin AİHS'nin 3. maddesi (işkence yasağı) ve 8. maddesi (özel ve aile hayatına saygı hakkı) kapsamındaki insan hakları ihlallerine yol açıp açmadığını değerlendirir. AİHM'nin Tarakhel v. Switzerland (2014) kararı, özellikle savunmasız başvuranların (özellikle ailelerin) Dublin transferlerinde, transfer edilecek ülkedeki alım koşullarının detaylı bir şekilde araştırılması gerektiğini vurgulamıştır. AİHM, transferin gerçekleşeceği ülkede yeterli alım kapasitesi ve koşullarının sağlanıp sağlanmadığına dair bireysel güvenceler alınmadığı sürece transferin AİHS'nin 3. maddesini ihlal edebileceğine karar vermiştir. Bu karar doğrudan Çekya, Slovakya veya Slovenya'ya yönelik olmasa da, bu ülkelere yapılan transferlerde de bu prensibin uygulanması gerekmektedir. Yani, örneğin, Slovenya'ya transfer edilecek savunmasız bir ailenin, transfer sonrası kalacakları yer, sağlık hizmetlerine erişim gibi konularda yeterli koşulların sağlanıp sağlanmayacağının bireysel olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

Dublin Mekanizmasının Geleceği: AMMR'ye Geçiş (2026)

Avrupa Birliği, Dublin sisteminin yerini alacak olan Göç ve İltica Yönetimi Yönetmeliği'ni (Asylum and Migration Management Regulation - AMMR) 2026 yılında yürürlüğe koymayı hedeflemektedir. AMMR, Dublin sistemindeki bazı temel sorunları gidermeyi amaçlamaktadır, özellikle ilk giriş ülkeleri üzerindeki yükü hafifletme ve sorumluluk paylaşımını iyileştirme konusunda. AMMR, daha hızlı prosedürler, sorumluluk kriterlerinde bazı değişiklikler ve dayanışma mekanizmalarını içerecektir.

Çekya, Slovakya ve Slovenya'nın AMMR'deki konumları, üye devletler arasında sorumluluk paylaşımı ve göç baskısı oranlarına göre yeniden tanımlanacaktır. Bu ülkelerin, AMMR'nin getireceği zorunlu dayanışma mekanizmalarına (transferlerin kabulü veya finansal katkı) nasıl yanıt verecekleri, AB'nin göç politikası için önemli olacaktır. Ancak, Dublin III'ün temel prensipleri (tek başvuru prensibi, sorumluluk kriterleri) büyük ölçüde devam edecektir. Şu an için, 2026'ya kadar tüm Dublin III hükümleri geçerliliğini korumaktadır.


Sık Sorulan Sorular

1. Çekya, Slovakya veya Slovenya'ya Dublin transferi ne anlama gelir? Bu, sığınma başvurunuzun AB'deki başka bir ülkede incelenirken, Dublin III Tüzüğü uyarınca başvurunuzdan asıl sorumlu ülkenin Çekya, Slovakya veya Slovenya olduğunun tespit edilmesi ve bu nedenle başvurunuzu incelemek üzere bu ülkelerden birine gönderilmeniz anlamına gelir.

2. Dublin transferine itiraz edebilir miyim? Evet, Dublin transfer kararına karşı itiraz hakkınız bulunmaktadır. Bu itiraz genellikle kararı veren ülkenin idari mahkemelerinde veya ilgili itiraz makamlarında yapılır. İtiraz süreci genellikle transferin askıya alınması etkisine sahiptir.

3. Çekya, Slovakya veya Slovenya'nın sığınma sistemi güvenli mi kabul ediliyor? Genel olarak, ABAD veya AİHM tarafından bu ülkelerin sığınma sistemlerinde "sistemsel eksiklikler" olduğuna dair bağlayıcı bir karar bulunmamaktadır. Bu nedenle, genellikle bu ülkelere transferler yasal olarak mümkün kabul edilir. Ancak bireysel koşullara bağlı olarak istisnalar mümkündür.

4. Sağlık sorunlarım varsa veya savunmasız bir durumdaysam transferim durdurulabilir mi? Evet, ciddi sağlık sorunları, engellilik, işkence mağduriyeti gibi savunmasız durumlar, transferin durdurulması veya iptal edilmesi için gerekçe olabilir. Bu durumlarda, transfer edilecek ülkede (Çekya, Slovakya veya Slovenya) yeterli destek ve tedavi imkanlarının bulunmadığına dair somut kanıtlar sunulması önemlidir.


Önemli Not: Bu makalede yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Özel durumunuzla ilgili kesin bilgi ve hukuki danışmanlık için yetkili bir avukata veya sivil toplum kuruluşuna başvurmanız tavsiye edilir.