"Transferden Sonra Geri Dönüş ve Yeni Başvuru" başlıklı bu rehber, Dublin III Tüzüğü (AB 604/2013) çerçevesinde, bir başvuru sahibinin Dublin transferi sonrası geri döndüğü durumda yeni bir uluslararası koruma başvurusu yapma imkanlarını ve bu sürecin hukuki boyutlarını ele almaktadır. Genel Dublin Tüzüğü anlatımından ziyade, spesifik olarak bu "geri dönüş ve yeniden başvuru" senaryosuna odaklanılacaktır.
Dublin Transferi Sonrası Geri Dönüş: Hukuki Çerçeve
Dublin III Tüzüğü, ilke olarak, uluslararası koruma başvurusunun yalnızca bir üye devlette incelenmesini ve her başvuru sahibinin tek bir üye devletin sorumluluğunda olmasını sağlamayı amaçlar. Ancak, uygulamada başvuru sahipleri zaman zaman bir üye devlete transfer edildikten sonra, çeşitli sebeplerle tekrar başvuru yaptıkları ilk ülkeye veya başka bir Dublin ülkesine geri dönebilirler. Bu durum, hukuki açıdan karmaşık soruları beraberinde getirir.
Transferin Başarı ve Başarısızlık Kriterleri
Dublin Tüzüğü Madde 28, transferin ne zaman gerçekleşmiş sayılacağını ve süresini belirler. Buna göre, transfer işlemleri üç şekilde sonuçlanabilir:
- Transferin Gerçekleşmesi: Başvuru sahibi, sorumluluğu üstlenen üye devlete fiilen nakledildiğinde transfer gerçekleşmiş sayılır.
- Kişinin Üye Devlet Topraklarını Terk Etmesi: Başvuru sahibi, transfer emrinin tebliği sonrasında transfer eden üye devletin topraklarını izinsiz terk ederse, transfer süresi otomatik olarak durur ve kişi kayıp statüsüne düşebilir.
- Transfer Emrinin Süresinin Dolması: Madde 28(1)'e göre, transferin, sorumluluğun kabul edildiği veya itiraz üzerine mahkeme kararının verildiği tarihten itibaren altı ay içinde tamamlanması gerekir. Eğer başvuru sahibi gözetimde tutuluyorsa bu süre on sekiz aya kadar uzayabilir. Kaçak durumdaki kişiler için ise bu süre on sekiz aya kadar uzayabilir. Bu süreler içinde transfer gerçekleşmezse, sorumluluk, transferi gerçekleştirmesi gereken üye devlete geçer.
Ancak, burada önemli olan, transfer edilmiş olan bir kişinin, sorumlu üye devletteki uluslararası koruma prosedürünü tamamlamadan veya nihai bir karar almadan, kendi inisiyatifiyle diğer bir üye devlete geri dönmesidir.
Geri Dönen Başvuru Sahibinin Durumu ve Yeni Başvuru
Bir üye devlet tarafından sorumluluğu üstlenilen başka bir üye devlete transfer edilmiş olan bir başvuru sahibi, kendi imkanlarıyla veya başka yollarla tekrar ilk başvuru yaptığı veya başka bir Dublin ülkesine geri döndüğünde, bu kişinin yeni bir uluslararası koruma başvurusu yapma imkanı olup olmadığı merkezi soruyu oluşturur. Dublin Tüzüğü, bu tür durumlara ilişkin doğrudan bir "yeniden başvuru" prosedürü sunmaz, ancak mevcut maddeler ve yargı içtihatları bir yol haritası çizer.
Sorumluluğun Sürekliliği Prensibi
Dublin Tüzüğü'nün temel ilkelerinden biri, bir kez belirlenen sorumluluğun belirli koşullar altında devam etmesidir. Madde 19(2), sorumluluğun başlangıcını ve sona ermesini düzenler. Buna göre, başvuru sahibinin uluslararası koruma başvurusunun incelenmesinden sorumlu olan üye devlet, başvuru sahibinin talebi üzerine yapılan tüm başvuruların incelenmesinden sorumlu olmaya devam eder. Ancak, bu sorumluluk, başvuru sahibinin sorumlu üye devleti terk etmesinden sonra üç aydan fazla bir süre yasa dışı yollarla başka bir üye devlette veya üye devletlerin dışında kalması halinde sona erer. Bu durum, geri dönen bir başvuru sahibi için kritik öneme sahiptir.
Örnek: Almanya tarafından Fransa'ya Dublin transferi ile gönderilen bir başvuru sahibi, Fransa'da henüz uluslararası koruma prosedürü devam ederken veya reddedilip itiraz hakkı varken kendi imkanlarıyla Almanya'ya geri dönerse, Almanya, Madde 19(2) kapsamında Fransa'nın sorumluluğunun devam ettiğini ileri sürebilir ve başvuru sahibini tekrar Fransa'ya göndermeye çalışabilir. Ancak, eğer başvuru sahibi Fransa'dan ayrıldıktan sonra üç aydan fazla bir süre Almanya veya başka bir Dublin ülkesinde yasadışı olarak kalmışsa, Fransa'nın sorumluluğu sona erebilir.
"İkinci ve Sonraki Başvurular" Kavramı ve Dublin
Dublin Tüzüğü, "ikinci başvuru" kavramını tanımlamaz, bu daha çok Uluslararası Koruma Yeterlilik Direktifi (2011/95/EU) ve Prosedür Direktifi (2013/32/EU) kapsamında ele alınır. Ancak, Dublin bağlamında, transfer sonrası geri dönen bir kişinin yaptığı yeni bir başvuru, teknik olarak bir "yeni başvuru" olsa da, üye devletler bunu genellikle "ikinci başvuru" olarak değerlendirme eğilimindedir. Bu durum, başvuru sahibinin prosedürel haklarını ve başvurusunun kabul edilebilirliğini etkileyebilir.
Dublin Tüzüğü Madde 20 ve Zımni Geri Çekilme
Madde 20(1)'e göre, uluslararası koruma başvurusu yapan bir kişi, başvurusunun incelenmesi sırasında üye devlet topraklarını terk ederse, bu başvurusunu zımnen geri çekmiş sayılabilir. Bu, özellikle transfer sonrası sorumlu üye devleti terk eden ve başka bir üye devlete geri dönen başvuru sahipleri için geçerlidir. Eğer kişi, sorumlu üye devletteki prosedürünü tamamlamadan oradan ayrıldıysa, o devletteki başvurusu "geri çekilmiş" addedilebilir. Bu durumda, geri döndüğü üye devlette yaptığı yeni başvuru, ilk başvurusunun devamı olarak değil, yeni bir başvuru olarak değerlendirilir.
Yargı İçtihatları: ABAD ve AİHM Kararları
Dublin transferi sonrası geri dönüş ve yeniden başvuru senaryoları, Avrupa Adalet Divanı (ABAD) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) nezdinde pek çok davanın konusu olmuştur. Bu kararlar, üye devletlerin uygulamalarına ışık tutar.
Avrupa Adalet Divanı (ABAD) Kararları
ABAD, Dublin Tüzüğü'nün yorumlanmasında yetkili organdır. Geri dönüş ve yeniden başvuru bağlamında önemli kararlar şunlardır:
- C-163/10, Abdullahi Kararı (2011): Bu karar, bir başvuru sahibinin, Dublin prosedürleri çerçevesinde transfer edildiği üye devletteki başvurusunun sonuçlanmasından önce başka bir üye devlete dönmesi durumunda, Dublin Tüzüğü'nün uygulanabilirliğine odaklanmıştır. ABAD, bir uluslararası koruma başvurusunun incelenmesinden sorumlu olan üye devletin, bu sorumluluğu, başvuru sahibi başka bir üye devlete gitse bile belirli koşullar altında sürdürebileceğini belirtmiştir. Ancak bu kararın temelinde, transfer sonrası geri dönen kişinin yasal statüsü yer almaktadır.
- C-540/17, G. ve R. Kararı (2019): Bu karar, özellikle Dublin Tüzüğü Madde 19(2)'deki "sorumluluğun sona ermesi" koşullarına açıklık getirmiştir. ABAD, bir başvuru sahibinin, kendisinin uluslararası koruma başvurusunun incelenmesinden sorumlu olan Üye Devlet topraklarından ayrılmasından sonra üç aydan fazla bir süre yasa dışı olarak kalması halinde, bu Üye Devletin sorumluluğunun sona erdiğini teyit etmiştir. Bu, geri dönen başvuru sahibinin yeni başvurusunun, ilk sorumlu devletin sorumluluğunun sona ermesi halinde, başvuru yaptığı yeni ülkeye geçebileceği anlamına gelir. Bu karar, aynı zamanda, başvuru sahibinin kendi iradesiyle mi yoksa zorla mı Üye Devlet topraklarından ayrıldığına bakılmaksızın Madde 19(2)'nin uygulanabileceğini de vurgulamıştır.
- C-297/17, B. ve C. Kararı (2017): Bu karar, özellikle transfer emrinden kaçan ve daha sonra başka bir üye devlette yeniden başvuru yapan kişilerle ilgilidir. ABAD, transfer emrine rağmen sorumlu devlete gitmeyen veya oradan kaçan kişilerin, yeniden başvuru yaptıkları devletin, Dublin prosedürlerini tekrar başlatarak sorumlu devleti belirleyebileceğine hükmetmiştir. Bu, bir transferden kaçıp geri dönen bir kişi için Dublin prosedürlerinin yeniden başlatılabileceği ve kişinin tekrar sorumlu devlete gönderilebileceği anlamına gelir. Ancak, burada da Madde 19(2)'deki üç aylık süre önem arz eder.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Kararları
AİHM, Dublin Tüzüğü'nün kendisini doğrudan yorumlamasa da, Dublin transferlerinin, özellikle insan hakları boyutu olan Madde 3 (işkence ve insanlık dışı muamele yasağı) ve Madde 8 (özel ve aile hayatına saygı hakkı) kapsamında bireylerin haklarına olan potansiyel etkilerini değerlendirir.
- Tarakhel İsviçre’ye Karşı Kararı (2014): Bu karar, Dublin transferlerinin, alıcı ülkedeki kabul koşulları ve başvuru sahibinin özel ihtiyaçları (özellikle çocuklu aileler) bağlamında AİHS Madde 3'ü ihlal edip etmeyeceği üzerine odaklanmıştır. AİHM, İsviçre'nin Tarakhel ailesini İtalya'ya göndermesi durumunda, bu ailenin İtalya'da insanlık dışı veya aşağılayıcı muameleye maruz kalacağına dair ciddi ve gerekçeli bir riskin bulunması halinde Madde 3'ün ihlal edileceğine hükmetmiştir. Bu karar, transfer sonrası geri dönen bir başvuru sahibinin yeni başvurusunun değerlendirilmesinde, kişinin gönderileceği ülkedeki koşulların insan hakları perspektifinden tekrar incelenmesinin önemini vurgular. Yani, eğer bir kişi transfer edildiği ülkeye geri gönderilecekse, o ülkedeki kabul koşulları AİHS Madde 3 açısından risk teşkil etmemelidir.
- M.S.S. Belçika ve Yunanistan’a Karşı Kararı (2011): Bu, AİHM'nin Dublin sistemine ilişkin en önemli kararlarından biridir. AİHM, Belçika'nın başvuru sahibini Yunanistan'a göndermesinin, Yunanistan'daki kabul koşulları ve sığınma prosedürlerindeki sistemik eksiklikler nedeniyle AİHS Madde 2 (yaşam hakkı), Madde 3 (işkence ve insanlık dışı muamele yasağı) ve Madde 13 (etkili başvuru hakkı) ihlal ettiğine hükmetmiştir. Bu karar, Dublin Tüzüğü'nün uygulanmasında üye devletlerin "sistemik eksiklikler" prensibini dikkate almasını zorunlu kılmıştır. Eğer bir kişi transfer sonrası, sistemik eksiklikler nedeniyle insan hakları riski taşıyan bir ülkeye geri gönderilecekse, bu durum yeni başvurusunun kabul edilebilirliğinde önemli bir etken olabilir.
Yeni Başvurunun İncelenmesi: Prosedürel Direktif ve Dublin
Transfer sonrası geri dönen bir kişinin yaptığı "yeni" başvuru, Dublin Tüzüğü ve Prosedürel Direktif (2013/32/EU) kapsamında değerlendirilir.
Kabul Edilebilirlik Değerlendirmesi
Prosedürel Direktif Madde 33(2) (ç) bendine göre, "bir önceki başvuru sahibi tarafından yapılmış olan başka bir üye devletteki uluslararası koruma başvurusu hala incelenmekteyse veya başka bir üye devletin kendisini koruma sağlamayı reddeden nihai bir karar vermesinden sonra, başvuru sahibi diğer üye devlette yasa dışı olarak kalmaya devam ediyorsa", bu tür başvurular kabul edilemez olarak değerlendirilebilir. Bu madde, Dublin transferi sonrası geri dönen kişilerin durumuna doğrudan atıfta bulunur.
Senaryo A: Sorumluluğun Devam Ettiği Durum
Eğer Dublin Tüzüğü Madde 19(2) uyarınca ilk sorumlu üye devletin sorumluluğu devam ediyorsa (yani, başvuru sahibi o ülkeyi terk ettikten sonra 3 aydan az bir süre yasa dışı kalmışsa), yeni başvuru yapılan üye devlet, genellikle bu başvuruyu kabul edilemez bulur ve kişiyi tekrar sorumlu devlete gönderme prosedürünü başlatır. Bu durumda, yeni bir Dublin transfer talebi (geri alma talebi) gönderilir.
Senaryo B: Sorumluluğun Sona Erdiği Durum
Eğer Dublin Tüzüğü Madde 19(2) uyarınca ilk sorumlu üye devletin sorumluluğu sona ermişse (yani, başvuru sahibi o ülkeyi terk ettikten sonra 3 aydan fazla bir süre yasa dışı kalmışsa), yeni başvuru yapılan üye devlet, başvuruyu kabul edilebilir bularak kendi prosedürlerini başlatır. Bu durumda, Dublin Tüzüğü'nün "kim sorumlu" belirleme maddeleri (Madde 7-15) uygulanır ve yeni sorumlu devlet tespit edilir. Bu devlet, genellikle yeni başvuru yapılan ülkenin kendisi olur.
İçerik İncelemesi: Yeni Unsurlar ve Bilgiler
Prosedürel Direktif Madde 40, "sonraki başvuruların" değerlendirilmesini düzenler. Eğer bir başvuru, önceki başvurusundan bu yana ortaya çıkan yeni unsurlar veya bilgiler içeriyorsa, bu unsurların ve bilgilerin ciddiyetine göre incelenmesi gerekir. Bu, özellikle, transfer edildiği ülkede maruz kaldığı koşullar veya o ülkeye ilişkin değişen durumlar nedeniyle yeni bir koruma talebi ortaya çıkan başvuru sahipleri için geçerli olabilir.
Örneğin, transfer edildiği ülkede kabul koşulları veya güvenlik durumu kötüleşmişse, ya da o ülkede kendi özel durumunu etkileyen bir gelişme yaşanmışsa, bu durumlar yeni başvurunun içerik incelemesini gerektirebilir.
Pratik Etkiler ve Başvuru Sahibinin Hakları
Gözetim ve Sınır Prosedürleri
Dublin transferinden sonra geri dönen ve yeni başvuru yapan kişiler, sıklıkla gözetim altına alınma veya sınır prosedürlerine tabi tutulma riskiyle karşı karşıya kalabilirler. Prosedürel Direktif Madde 33(2) (ç) bendine göre kabul edilemez görülen başvurular veya transferden kaçan kişiler için bu tür önlemler daha sık uygulanabilir.
Hukuki Yardım ve Temyiz Hakları
Dublin Tüzüğü Madde 27, başvuru sahiplerinin transfer kararlarına karşı etkili bir hukuk yoluna başvurma hakkını güvence altına alır. Bu hak, geri dönen ve yeni başvuru yapan kişiler için de geçerlidir. Başvuru sahibinin, transfer edilecekleri ülkedeki koşulların insan hakları riski taşıdığını veya kendi durumlarında özel hassasiyetler olduğunu iddia etmeleri durumunda, bu iddiaların etkili bir şekilde değerlendirilmesi ve temyiz hakkının sağlanması zorunludur.
Çocukların ve Hassas Durumdaki Kişilerin Özel İhtiyaçları
Dublin Tüzüğü Madde 6 ve 17, refakatsiz çocukların ve hassas durumdaki kişilerin (hamile kadınlar, engelliler, işkence mağdurları vb.) özel ihtiyaçlarının dikkate alınmasını emreder. Transfer sonrası geri dönen bir çocuk veya hassas durumdaki bir kişi için yapılan yeni başvurunun değerlendirilmesinde, bu özel ihtiyaçlar öncelikli olarak ele alınmalı ve çocuğun yüksek yararı ilkesi göz önünde bulundurulmalıdır.
Gelecekteki Değişiklikler: AB Göç ve İltica Yönetimi Yönetmeliği (AMMR)
Avrupa Birliği, mevcut Dublin III Tüzüğü'nün yerini alacak olan yeni bir "AB Göç ve İltica Yönetimi Yönetmeliği" (AMMR) üzerinde çalışmaktadır. 2026 yılında yürürlüğe girmesi beklenen bu yeni düzenleme, Dublin sistemindeki bazı eksiklikleri gidermeyi ve daha etkin bir sorumluluk belirleme mekanizması kurmayı hedeflemektedir.
AMMR, özellikle ikincil hareketlilik ve yeniden başvuru konularına daha net düzenlemeler getirmeyi amaçlamaktadır. Örneğin, bir üye devlette uluslararası koruma başvurusu yapmış veya koruma statüsü almış bir kişinin başka bir üye devlette tekrar başvuru yapması durumunda, yeni sorumluluk belirleme kriterleri ve transfer prosedürleri geliştirilecektir. Ayrıca, mevcut Dublin sistemindeki "sorumluluğun sona ermesi" (Madde 19(2)) gibi süreler ve koşullar da revize edilebilir. Bu değişiklikler, transfer sonrası geri dönen kişilerin hukuki durumlarını ve yeni başvuru yapma imkanlarını doğrudan etkileyecektir. Ancak, bu makalenin yazıldığı tarih itibarıyla AMMR henüz yürürlüğe girmediği için, mevcut Dublin III Tüzüğü çerçevesindeki durum geçerlidir.
Sonuç
Dublin III Tüzüğü çerçevesinde, transferden sonra geri dönen bir başvuru sahibinin yeni bir uluslararası koruma başvurusu yapma olasılığı, ilk sorumlu üye devletin sorumluluğunun devam edip etmediğine bağlıdır. Eğer sorumlu devletin sorumluluğu devam ediyorsa (Madde 19(2)'deki üç aylık süre dolmamışsa), yeni başvuru genellikle kabul edilemez bulunur ve başvuru sahibi tekrar sorumlu devlete gönderilir. Ancak, sorumluluğun sona ermesi veya transfer edilecek ülkedeki sistemik eksiklikler gibi istisnai durumlar, yeni başvurunun esasının incelenmesine yol açabilir. Başvuru sahiplerinin, bu karmaşık süreçte hukuki destek almaları ve haklarını iyi anlamaları kritik öneme sahiptir.
Sık Sorulan Sorular
1. Dublin transferi gerçekleştikten sonra, geri döndüğümde hemen yeni bir başvuru yapabilir miyim? Evet, prensipte yeni bir başvuru yapabilirsiniz. Ancak, başvurunuzun kabul edilebilirliği, ilk sorumlu üye devletin sorumluluğunun Dublin Tüzüğü Madde 19(2) uyarınca devam edip etmediğine bağlı olacaktır. Eğer sorumluluk devam ediyorsa, başvurunuz büyük olasılıkla kabul edilemez bulunacak ve tekrar sorumlu ülkeye gönderilmeniz istenecektir.
2. Hangi durumlarda transfer edildiğim ülkeye geri gönderilmem? Sistemik eksikliklerin (ABAD C-411/10 ve C-493/10, N.S. ve M.E., AİHM M.S.S. Belçika ve Yunanistan'a Karşı kararları) veya AİHS Madde 3 kapsamında insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele riskinin bulunduğu (AİHM Tarakhel İsviçre'ye Karşı kararı) durumlarda, transferiniz engellenebilir ve başvurunuz başka bir üye devlet tarafından incelenebilir. Ayrıca, eğer ilk sorumlu üye devletin sorumluluğu Dublin Madde 19(2) uyarınca sona ermişse (yani, sorumlu ülkeden ayrıldıktan sonra üç aydan uzun süre yasa dışı kalmışsanız), yeni başvuru yaptığınız ülke kendi sorumluluğunu üstlenebilir.
3. Bir kez transfer edildikten sonra, tekrar ilk başvuru yaptığım ülkeye geri dönersem, ilk başvurum otomatik olarak yeniden açılır mı? Hayır, otomatik olarak yeniden açılmaz. Dublin Tüzüğü Madde 20(1) uyarınca, üye devlet topraklarını terk ettiğiniz için başvurunuz "zımnen geri çekilmiş" sayılabilir. Yeni başvurunuz, yeni bir başvuru olarak değerlendirilir ve kabul edilebilirliği Dublin Tüzüğü ve Prosedürel Direktif hükümleri çerçevesinde yeniden incelenir.
4. Çocuklu bir aile olarak transfer edildikten sonra geri dönmemiz durumunda durumumuz farklı mı değerlendirilir? Evet, çocuklu aileler veya diğer hassas durumdaki kişiler (örneğin hamile kadınlar, engelliler, işkence mağdurları) için özel koruma hükümleri geçerlidir (Dublin Tüzüğü Madde 6 ve 17). Çocukların yüksek yararı ilkesi ve ailenin birliği prensibi öncelikli olarak dikkate alınır. AİHM'nin Tarakhel İsviçre'ye Karşı kararı da bu durumu vurgular.
5. Sorumluluğun sona ermesi ne anlama geliyor ve bu ne zaman gerçekleşir? Dublin Tüzüğü Madde 19(2)'ye göre, bir üye devletin uluslararası koruma başvurusunun incelenmesinden kaynaklanan sorumluluğu, başvuru sahibinin sorumlu üye devlet topraklarını terk etmesinden sonra üç aydan fazla bir süre yasa dışı olarak başka bir üye devlette veya üye devletlerin dışında kalması halinde sona erer. Bu durumda, yeni başvuru yaptığınız ülke, Dublin kriterlerine göre yeni sorumlu ülke olarak belirlenebilir.
Önemli Not: Bu makalede sunulan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Bireysel durumlar için mutlaka uzman bir hukukçuya danışılmalıdır.
