Dublin III Tüzüğü (AB 604/2013) kapsamında, bir uluslararası havalimanının transit bölgesinde sığınma başvurusu yapma olanağı ve bu başvurunun tabi olduğu kurallar, hem başvuru sahipleri hem de ilgili devletler açısından karmaşık hukuki ve pratik meseleleri barındırır. Bu rehber, özellikle Dublin III Tüzüğü'nün 15. Maddesi çerçevesinde, havalimanı transit bölgelerinde yapılan sığınma başvurularını, Dublin III sistemi içindeki yerini, pratik uygulamalarını ve ilgili yargı kararlarını ele almaktadır.
Havalimanı Transit Bölgesi ve Dublin III Tüzüğü
Havalimanı transit bölgesi, uluslararası yolcuların bir ülkeden diğerine geçerken, genellikle pasaport kontrolünden geçmeden bekledikleri, hukuken ilgili devletin topraklarının bir parçası olarak kabul edilmeyen ancak o devletin egemenliği altında olan özel bir alandır. Bu alanın hukuki statüsü, sığınma başvuruları bağlamında önemli sonuçlar doğurur.
Dublin III Tüzüğü, Avrupa Birliği'nde veya ilgili üçüncü ülkelerde (Norveç, İzlanda, İsviçre ve Lihtenştayn) uluslararası koruma başvurularının incelenmesinden sorumlu üye devletin belirlenmesine ilişkin kriterleri ve usulleri ortaya koyar. Bu sistemin temel amacı, bir başvuru sahibinin birden fazla üye devlette sığınma başvurusunda bulunmasını önlemek ve her başvuru için yalnızca bir üye devletin sorumlu olmasını sağlamaktır. Tüzük, birçok farklı kriter belirlemiş olup, bu kriterler arasında başvuru sahibinin yasadışı girişi, vize veya oturma izni sahibi olması gibi durumlar yer alır. Ancak, havalimanı transit bölgesinde yapılan başvurular için özel bir madde, yani 15. Madde, önem taşır.
Dublin III Tüzüğü Madde 15: Havalimanı Transit Bölgesinde Başvuru
Madde 15, “Uluslararası bir havalimanının transit bölgesinde sığınma başvurusu” başlığını taşır ve özellikle bu spesifik durumu ele alır. Bu madde, sığınma başvurusunun bir üye devletin topraklarına giriş yapmadan, yalnızca uluslararası bir havalimanının transit bölgesinde gerçekleştiği senaryolar için sorumluluğu belirler.
Madde 15(1) şu şekilde ifade edilmiştir: "Uluslararası bir havalimanının transit bölgesinde bir sığınma başvurusunun yapıldığı durumda, başvurunun yapıldığı üye devlet, eğer başvuru sahibi bu üye devletin vizesiyle transit geçiş yapmak zorunda olsaydı, başvuruyu incelemekten sorumlu olacaktır."
Bu hükmün temel amacı, vize muafiyetinden yararlanan veya geçerli bir vizeyle seyahat eden kişilerin havalimanı transit bölgesinde sığınma başvurusunda bulunmaları durumunda ortaya çıkacak sorumluluk boşluklarını doldurmaktır. Eğer bir kişi, havalimanının bulunduğu üye devletin vizesi olmaksızın yasal olarak transit geçiş yapabiliyorsa (örneğin, belirli milletlerden vatandaşlar için vize muafiyeti varsa veya geçerli bir Schengen vizesiyle transit geçiş yapıyorsa), bu madde doğrudan uygulanamayabilir. Ancak, asıl kilit nokta, transit vizeye tabi olup olmadığıdır.
Madde 15(2) ise, bu durumun bir istisnasını veya tamamlayıcı bir durumunu ortaya koyar: "Eğer üye devlet, 15(1) paragrafı uyarınca sorumlu değilse, sorumlu üye devlet, başvuru sahibinin transit geçiş yapmakta olduğu ve transit vizesi olmayan kişilerin bu vizeye sahip olmalarını gerektiren bir üye devlet olacaktır."
Bu karmaşık görünen madde aslında basittir: Havalimanının bulunduğu üye devlet, başvuru sahibinin o devletin transit vizesine ihtiyaç duyup duymadığına göre sorumlu olur. Eğer kişi o devletin transit vizesine ihtiyaç duymuyorsa, o zaman transit vizesine ihtiyaç duyacağı ve transit geçiş yapmakta olduğu bir sonraki üye devlet sorumlu olur. Ancak uygulamada, transit vizesine gerçekten ihtiyaç duyup duymadığı değil, teorik olarak ihtiyaç duyup duymadığı belirleyici olmuştur.
Dublin Havalimanı Bağlamında Madde 15
İrlanda, AB üyesi bir devlet olarak Dublin III Tüzüğü'nün kapsamındadır. Bu nedenle, Dublin Havalimanı transit bölgesinde yapılan sığınma başvuruları da Madde 15 hükümlerine tabidir. Bir başvuru sahibi Dublin Havalimanı transit bölgesinde sığınma başvurusunda bulunduğunda, İrlanda makamları öncelikle bu kişinin İrlanda'nın transit vizesine ihtiyacı olup olmadığını değerlendirecektir.
- Senaryo 1: Başvuru Sahibi İrlanda Transit Vizesine Tabi: Eğer başvuru sahibi, vatandaşı olduğu ülke nedeniyle veya diğer şartlar gereği İrlanda'dan transit geçerken transit vizesine ihtiyaç duyuyorsa, Madde 15(1) uyarınca İrlanda, sığınma başvurusunu incelemekten sorumlu olacaktır.
- Senaryo 2: Başvuru Sahibi İrlanda Transit Vizesine Tabi Değil: Eğer başvuru sahibi İrlanda'dan transit geçerken transit vizesine ihtiyaç duymuyorsa (örneğin, vize muafiyeti olan bir ülkeden geliyorsa veya geçerli bir İrlanda vizesi ya da belirli bir Schengen vizesi varsa), Madde 15(2) devreye girer. Bu durumda, İrlanda, başvuru sahibinin transit geçiş yapmakta olduğu ve transit vizesine ihtiyaç duyacağı bir sonraki üye devletin sorumluluğunu araştırmalıdır. Bu durum genellikle, başvuru sahibinin İrlanda üzerinden başka bir Schengen veya AB ülkesine gitmek üzere olduğu senaryolarda ortaya çıkar. Bu noktada, yolculuğun nihai varış noktası veya ara duraklar önem kazanır.
Ancak, unutulmamalıdır ki, transit bölge kavramı, kişinin pasaport kontrolünden geçip resmi olarak ülke topraklarına girmemesini ifade eder. Bir kişi pasaport kontrolünden geçip Dublin Havalimanı'nın "uluslararası" kısmından "ulusal" kısmına geçtiğinde, artık "transit bölgede" kabul edilmez ve Dublin III Tüzüğü'nün diğer maddeleri (örneğin, yasadışı giriş veya vize/oturma izni sahipliği ile ilgili maddeler) devreye girebilir.
Madde 15'in Uygulanmasına İlişkin Zorluklar ve İçtihatlar
Madde 15'in uygulanması, hem hukuki yorumlamalar hem de pratik zorluklar nedeniyle bazen karmaşık hale gelmiştir. Özellikle "transit vizesine tabi olmak" ifadesinin yorumlanması, Mahkemeler tarafından şekillendirilmiştir.
Avrupa Adalet Divanı (ABAD) Kararları
ABAD, Madde 15'in yorumlanmasında önemli rol oynamıştır. ABAD kararları, üye devletlerin Madde 15'i nasıl yorumlaması gerektiğine dair netlik sağlamıştır.
-
C-591/13 ve C-654/13 sayılı Birleşik Davalar (ECtHR değil, ABAD!) - P. ve S. Kararı (2015): Bu dava, Madde 15(1) ve (2)'nin yorumlanmasına ilişkin önemli bir karardır. ABAD, bir sığınma başvurusunun uluslararası bir havalimanının transit bölgesinde yapılması durumunda, öncelikle ve tek başına 15(1) maddesindeki kriterin uygulanması gerektiğini belirtmiştir. Mahkeme, Madde 15(1)'deki "transit geçiş yapmak zorunda olsaydı" ifadesinin, başvuru sahibinin transit vizesine gerçekten sahip olup olmadığını değil, onun uyruğunun ilgili üye devletin ulusal yasalarına göre transit vizesine tabi olup olmadığını ifade ettiğini vurgulamıştır. Yani, başvuru sahibinin fiilen bir transit vizesine sahip olup olmadığı veya bu vizeden muaf olup olmadığı değil, normatif olarak o devletin vize rejimine göre böyle bir vizeye tabi olup olmadığı önemlidir. Eğer kişi bu devletin transit vizesine tabi ise, o zaman başvuru nerede yapılırsa yapılsın (transit bölgesinde), havalimanının bulunduğu devlet sorumlu olur.
- Örnek: Nijerya vatandaşı bir kişi Dublin Havalimanı transit bölgesinde sığınma başvurusu yapıyor. İrlanda yasalarına göre Nijerya vatandaşları İrlanda'dan transit geçerken transit vizesine tabidir. Bu durumda, Madde 15(1) uyarınca İrlanda sorumludur, kişinin gerçekte transit vizesi olup olmadığına bakılmaksızın.
-
C-635/15, N. vs. Staatssecretaris van Veiligheid en Justitie Kararı (2017): Bu karar da P. ve S. Kararı'nı pekiştirerek, bir üye devletin Madde 15(1) kapsamında sorumlu olabilmesi için, başvuru sahibinin ilgili ulusal hukuka göre bir havalimanı transit vizesine ihtiyaç duyan bir uyruğa sahip olmasının yeterli olduğunu belirtmiştir. Başka bir deyişle, bu vizenin fiilen alınmış olup olmamasının veya başvuru sahibinin başka bir vizeyle (örneğin, Schengen vizesi) o transit bölgesine girmiş olmasının, ilgili devletin sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı vurgulanmıştır. Bu, Madde 15'in oldukça geniş bir yorumu olup, havalimanının bulunduğu üye devletin sorumluluğunu artırma eğilimindedir.
Bu kararlar, Madde 15'in temel olarak havalimanının bulunduğu üye devleti sorumlu kılmaya yönelik olduğunu göstermektedir, özellikle de ilgili kişinin ulusal vize rejimine göre transit vizesine tabi olduğu durumlarda.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Kararları
AİHM kararları Dublin III Tüzüğü'nün kendisini doğrudan yorumlamaz, çünkü AİHM AB hukuku değil, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni yorumlar. Ancak, havalimanı transit bölgelerinde yapılan sığınma başvurularıyla ilgili durumlarda, özellikle geri göndermeme ilkesi (non-refoulement) ve etkin başvuru hakkı bağlamında AİHM'in kararları önem taşır.
-
Amuur v. Fransa (1996): Bu karar, transit bölgelerinin "yabancılar için bekletme alanları" olarak kullanılabileceğini, ancak bu alanlarda tutulan kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılma sürelerinin ve koşullarının Sözleşme'nin 5. Maddesi (özgürlük ve güvenlik hakkı) ile uyumlu olması gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca, transit bölgesinde bekletilen kişilerin sığınma başvurusu yapma haklarının kısıtlanamayacağını ve bu başvurular için etkili bir yargı yolunun bulunması gerektiğini vurgulamıştır. Dublin III Tüzüğü kapsamında Madde 15 uygulamaları, Amuur kararı ve benzeri AİHM içtihatlarıyla birlikte değerlendirilmelidir. Sığınma başvurusu yapan bir kişinin transit bölgesinde tutulması durumunda, bu tutmanın hukuki dayanağı, süresi ve koşulları AİHM standartlarına uygun olmalıdır.
-
M.S.S. v. Belçika ve Yunanistan (2011): Bu karar, doğrudan Madde 15 ile ilgili olmasa da, Dublin sistemine yapılan eleştirilerin ve insan hakları ihlallerinin bir örneği olmuştur. AİHM, Yunanistan'daki sığınma koşullarının ve prosedürlerinin yetersiz olduğunu tespit ederek, Belçika'nın bir başvuru sahibini Yunanistan'a Dublin III kapsamında göndermesinin AİHS'nin 3. ve 13. maddelerinin ihlali olduğuna karar vermiştir. Bu karar, üye devletlerin Dublin transferlerini yaparken, hedef üye devletteki sığınma sisteminin ve koşullarının insancıl standartlara uygunluğunu değerlendirme yükümlülüğünü ortaya koymuştur. Bu durum, Madde 15 kapsamında bir transfer söz konusu olduğunda da geçerlidir; yani, eğer transit bölgesindeki bir başvurunun sorumluluğu başka bir AB/Dublin ülkesine devredilecekse, bu ülkedeki sığınma prosedürleri ve kabul koşullarının insani standartlara uygun olduğundan emin olunmalıdır.
Bu içtihatlar, Dublin III Madde 15'in uygulanmasında sadece ulusal yasaları ve Dublin kriterlerini değil, aynı zamanda uluslararası insan hakları standartlarını da göz önünde bulundurmanın önemini göstermektedir.
Pratik Uygulamalar ve Zorluklar
Havalimanı transit bölgesinde sığınma başvurusu, bir dizi pratik zorluğu beraberinde getirir:
- Erişim ve Bilgilendirme: Başvuru sahiplerinin sığınma başvurusu yapma hakkına ve prosedürlere erişimi, transit bölgesinde kısıtlı olabilir. Üye devletlerin, bu kişilere başvuru yapma imkanı sunması ve hakları konusunda bilgilendirmesi gerekmektedir.
- Belgeleme: Başvuru sahiplerinin çoğu zaman seyahat belgeleri, kimlikleri veya sığınma iddialarını destekleyecek kanıtları eksik olabilir. Bu durum, başvuruların değerlendirilmesini zorlaştırabilir.
- Dil Bariyeri: Çeşitli dillerde hizmet veren yetkililerin olmaması, iletişimde önemli bir engel teşkil edebilir.
- Geri Gönderme Riski: Transit bölgesinde bekleyen kişilerin, sığınma başvuruları değerlendirilmeden geldikleri ülkeye veya başka bir ülkeye geri gönderilme riski, insan hakları kuruluşları tarafından sıklıkla dile getirilen bir endişedir.
- Tutulma Koşulları: Transit bölgelerinde sığınma başvurusunda bulunan kişilerin bazen uzun süreler boyunca insani olmayan koşullarda tutulması, AİHM tarafından da ele alınmış önemli bir konudur.
- Dublin III Süreçleri: Madde 15'e göre sorumlu devlet belirlendikten sonra, Dublin III Tüzüğü'nün diğer hükümleri (örneğin, "alınma talebi" veya "geri alma talebi" usulleri, transfer süreleri) devreye girer.
Dublin Sistemi ve Gelecek: AMMR'ye Geçiş
Avrupa Birliği, Dublin III Tüzüğü'nün yerini alacak olan yeni bir düzenlemeler bütünü üzerinde çalışmaktadır: Göç ve Sığınma Yönetimi Anlaşması (Asylum and Migration Management Regulation - AMMR). AMMR'nin 2026 yılında tam olarak yürürlüğe girmesi beklenmektedir ve Dublin III'ün yerini alacaktır.
AMMR, AB'nin sığınma ve göç politikalarında önemli değişiklikler getirmeyi hedeflemektedir. Dublin III'teki sorumluluk belirleme kriterlerinde bazı revizyonlar öngörülmektedir. Özellikle, "giriş ülkesi" prensibinin güçlendirilmesi ve havalimanı transit bölgelerindeki uygulamalar için de yeni düzenlemelerin getirilmesi beklenmektedir. AMMR, transit bölgelerdeki başvurulara ilişkin daha net ve potansiyel olarak daha hızlı prosedürler getirebilirken, temel insan hakları güvencelerinin korunması da kritik olacaktır. Ancak, yeni tüzüğün Madde 15'e eşdeğer maddesinin tam metni ve yorumu, bu makalenin kapsamı dışındadır ve yürürlüğe girdiğinde ayrıca değerlendirilmesi gerekecektir.
Sonuç
Dublin III Tüzüğü'nün 15. Maddesi, uluslararası havalimanlarının transit bölgelerinde yapılan sığınma başvurularının sorumluluğunu belirleyen kilit bir hükümdür. ABAD'ın içtihatları, bu maddenin yorumlanmasında "transit vizesine tabi olma" kriterinin normatif bir değerlendirmeye dayandığını ve havalimanının bulunduğu üye devleti sorumlu kılmaya yönelik geniş bir yaklaşım benimsediğini göstermektedir. Dublin Havalimanı gibi AB üye devletlerinin havalimanlarında yapılan başvurularda, İrlanda'nın vize rejimi belirleyici olacaktır. Bununla birlikte, AİHM kararları, transit bölgelerinde tutulan kişilerin insan haklarının korunması, etkili başvuru hakkı ve geri göndermeme ilkesinin önemini vurgulayarak, Dublin III uygulamalarına insancıl bir çerçeve çizmektedir. Gelecekte AMMR'ye geçişle birlikte, bu alandaki prosedürlerde bazı değişiklikler yaşanması muhtemeldir, ancak temel insan hakları ve sığınma prensipleri geçerliliğini koruyacaktır.
Sık Sorulan Sorular
S1: Dublin III Madde 15 tam olarak neyi amaçlar?
C1: Madde 15, bir kişinin uluslararası bir havalimanının transit bölgesinde sığınma başvurusunda bulunduğu durumlarda, bu başvurunun incelenmesinden hangi AB üye devletinin sorumlu olacağını belirlemeyi amaçlar. Bu, başvurunun "hiçbir yere ait olmaması" veya birden fazla devletin sorumlu kabul edilmesi gibi karışıklıkları önler.
S2: Dublin Havalimanı transit bölgesinde sığınma başvurusu yaparsam, İrlanda otomatik olarak sorumlu olur mu?
C2: İrlanda'nın sorumluluğu, uyruğunuzun İrlanda'nın ulusal vize rejimine göre İrlanda'dan transit geçerken transit vizesine tabi olup olmadığına bağlıdır. ABAD kararlarına göre, eğer transit vizesine tabi iseniz, İrlanda Madde 15(1) uyarınca sorumlu olacaktır, fiilen bir vizeniz olup olmadığına bakılmaksızın.
S3: "Transit bölgesinde olmak" ne anlama gelir?
C3: Transit bölgesi, uluslararası yolcuların pasaport kontrolünden geçmeden, yani resmen ilgili ülkenin topraklarına girmeden, diğer uçuşlarını bekledikleri veya aktarma yaptıkları havalimanı alanıdır. Bu bölgeden çıkıp pasaport kontrolünden geçtiğinizde artık "transit bölgesinde" sayılmazsınız.
S4: Madde 15'e göre sorumlu devlet belirlendikten sonra ne olur?
C4: Sorumlu devlet belirlendikten sonra, Dublin III Tüzüğü'nün diğer hükümleri devreye girer. Bu, sorumlu devletin başvuru sahibini kendi topraklarına kabul etmesi veya geri alması için resmi bir "alınma" veya "geri alma" talebi gönderilmesini ve ardından uluslararası koruma başvurusunun bu devlet tarafından incelenmesini içerir.
S5: Dublin transferleri yapılırken insan hakları güvenceleri nelerdir?
C5: AİHM kararları (örneğin M.S.S. v. Belçika ve Yunanistan) uyarınca, üye devletler bir Dublin transferi yapmadan önce, başvuru sahibinin gönderileceği ülkedeki sığınma sisteminin ve kabul koşullarının insani standartlara uygun olduğundan emin olmak zorundadır. Aksi takdirde, transfer AİHS ihlali teşkil edebilir. Ayrıca, transit bölgesinde tutulan kişilerin özgürlük ve güvenlik hakları da korunmalıdır.
S6: Dublin III'ün yerini alacak olan AMMR, Madde 15'i nasıl etkileyebilir?
C6: AMMR'nin tam metni ve yorumları henüz kesinleşmemiş olsa da, genel beklenti Dublin sistemindeki sorumluluk belirleme kriterlerinde bazı revizyonlar yapılacağı yönündedir. Havalimanı transit bölgelerindeki başvurular için daha net ve potansiyel olarak daha hızlı prosedürler getirmesi beklenmektedir. Ancak temel insan hakları güvencelerinin korunması yeni düzenlemede de merkezi bir yer tutacaktır.
Not: Bu makalede yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşımaktadır ve hukuki tavsiye niteliğinde değildir. Özel durumlar için daima uzman bir hukukçuya danışmanız tavsiye edilir.
